sen yokdun

Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun...
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücrenin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım. Sen yoktun...

Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi, geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun...
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara içek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşlarının dönüşünü gördüm. Sen yoktun...

Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tüketim bekleyişlerini. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben geçmelerini hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun...
Gözümden tek bir damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı. Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen yoktun...

Ama...
Sen yoktun...